Öğürme ve Boğaza Kaçma Arasındaki Farkı Nasıl Anlarız?
Bebek beslenmesinde anne babaların en sık endişe ettiği konulardan biri, öğürme refleksi ve boğaza kaçma arasındaki farkı ayırt edebilmektir. Bu iki durum birbirine benzese de, müdahale yöntemleri açısından oldukça farklı yaklaşımlar ister.
Doğru bilgiye sahip olmak, gerektiğinde sakin kalmayı ve doğru müdahaleyi yapmayı sağlar.
Öğürme Refleksi Nedir?
Öğürme, bebeğimizin hava yolunu korumak için doğal bir koruma mekanizmasıdır. Aslında doğanın bize ve bebeğimize bir hediyesidir. Bebekler (yani biz insanlar) doğuştan bu refleksle dünyaya gelir ve bu refleks, yiyeceklerin veya yabancı maddelerin ağızdan dışarıya doğru itilmesine yardımcı olur. Genellikle bebeğimizin dilinin arka kısmına bir yiyecek veya yabancı bir madde değdiğinde tetiklenir. Başlarda mama sandalyesinde bu anlarda gözleyebiliriz:
- Bebeğimiz dilinin üzerine yiyecek geldiği anda öğürebilir.
- Çiğneme hareketi yapmaya çalıştığında öğürme de eşzamanlı görülebilir.
- Bebeğimiz beklemediği bir anda ağzına yiyecek gelirse öğürebilir.
- Yiyecek dilinin arka kısmına gitmeye başladığında öğürme artabilir.
Öğürme refleksi, aslında bebeklerin tıkanmayı (yani boğaza kaçmayı) önlemek için geliştirdikleri bir güvenlik sistemidir. Öğürme refleksi olmasa ve hazır olmadığı/yeterince yeme becerisinin gelişmediği bir dönemde yiyecek boğazına doğru gitse, belki de boğaza kaçma riski de artabilirdi. O nedenle öğürmeyi gözlemlememiz iyidir. Öğürmenin olması beklememiz gerekir. Diğer yandan, zamanla öğürme refleksinin yoğunluğu ve sıklığı, bebeğimizin yeme becerilerinin de gelişmesiyle azalabilecektir - bunu bilmemiz gerekir.

Öğürme sırasında bebeğimiz:
- Öksürebilir,
- Yüzü kızarabilir veya hafif şekilde kusacakmış gibi bir hareket yapabilir,
- Dilini dışarı iterek boğazındaki yiyeceği ya da nesneyi çıkarmaya çalışabilir (dili dışarda görebiliriz).
Özellikle ek gıda sürecinde unutulmamalıdır ki, öğürme refleksi bir tehlike değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır.
Boğaza Kaçma Nedir?
Boğaza kaçma (ya da tıkanma), bir maddenin bebeğin hava yolunu tamamen veya kısmen engellemesi durumudur. Bu, acil müdahale gerektiren ciddi bir durumdur. Tıkanma sırasında bebekler nefes almakta zorlanabilir, ses çıkaramayabilir veya dudakları ve yüzü morarmaya başlayabilir.
Boğaza Kaçma ve Öğürme Arasındaki Temel Farklar:
- Öğürme seslidir; öğürme sırasında bebek hala nefes alabilir ve ses çıkarabilir. Boğaza kaçma sessizdir, nefes alış tamamen durabilir. Bu nedenle bebeklerin yemek yeme esnasında yalnız bırakılmaması önerilir. Çünkü güvenli yeme ortamı sağlarken onu mutlaka görmeli ve duymalıyız.
- Öğürme sırasında bebeğimizin rengi biraz daha pembe/kırmızıya dönebilir. Boğaza kaçma sırasında ise ten ve dudak rengi mavi/mor bir renk alır. Bu hızlıca destek olmamızın veya istememizin bir göstergesidir.
- Öğürme sırasında müdahale etmek, durumu kötüleştirebilir. Örneğin bebek ağzından yiyeceği dışarı çıkarmaya çalışıyorsa ve sesi çıkıyor, nefes de alıyorsa; elimizle ağzının içinden yiyeceği almaya çalışmak yiyeceği ağzının daha gerisine itmemize sebep olabilir. Bu da öğürme durumunu tıkanmaya çevirebilir. Bu nedenle bebeğin yaşadığı şeyin öğürme mi yoksa boğaza kaçma mı olduğunu ayırt etme becerisine sahip olmamız gerekir.
Ne Zaman Müdahale Etmek Gerekir?
Bebek öğürüyorsa:
- Sakin kalıp, onu gözlemlememizde fayda var.
- Genellikle yiyeceği kendi başına dışarı çıkarabilir. Bunu yapması bazen kısa bazen uzun sürebilir.
Ancak bebek nefes alamıyorsa veya sessizleştiyse:
- Bu boğaza kaçma (hava yolunun tıkanması) belirtisidir ve derhal müdahale edilmelidir.

Öğürme Refleksi Ne Zaman Azalır?
Öğürme refleksi, bebeklerin yemek yeme süreçlerinin erken döneminde onları koruyan bir mekanizmadır. Bu refleks, doğuştan itibaren aktiftir ve bebeğin sadece yemek/ek gıda değil, genel olarak nesneleri de yutmasını ya da onların boğazına kaçmasını önler. Ancak bu refleks, bebeklerin nörolojik ve motor becerilerinin de gelişmesiyle zamanla azalır.
Ay Ay Öğürme Refleksini Nasıl Gözleyebiliriz?
0-4 Ay Arası:
Yeni doğan bebeklerde öğürme refleksi oldukça hassastır ve dilin orta kısmında başlar. Bu refleks, bebeğin hava yolunu koruma mekanizması olarak çalışır.
*Ek Bir Bilgi: Naylor & Marrow'un 2001'deki çalışmasına göre, doğumdan itibaren bebeklerde oral motor beceriler hızlı bir gelişim gösterir ve bu refleksin varlığı doğal bir savunma mekanizması olarak işlev görür. ((PDF) Developmental Readiness of Normal Full Term Infants To Progress from Exclusive Breastfeeding to the Introduction of Complementary Foods: Reviews of the Relevant Literature Concerning Infant Immunologic, Gastrointestinal, Oral Motor and Maternal Reproductive and Lactational Development)
4-6 Ay Arası:
Öğürme refleksi yavaş yavaş dilin orta kısmından arka kısmına doğru ilerler. Bu dönemde bebekler katı gıdalara hazırlanır. Ancak bu süreçte refleksin hala aktif olması, hava yolunu koruma açısından da önemlidir.
* Ek Bir Bilgi: Yine Naylor & Marrow'un çalışması bu dönemin bebeklerde yutma hareketlerinin gelişiminde kritik olduğunu vurgular.
6-9 Ay Arası:
Ek gıdaya geçişle birlikte öğürme refleksi azalır, ancak tamamen kaybolmaz. Bebekler yavaş yavaş farklı dokulara alışmaya, yeme becerilerini geliştirmeye başlarlar.
* Ek Bir Bilgi: Fangupo'nun 2016 yılındaki araştırması, bu dönemde BLW (Baby Led Weaning) yöntemiyle tanıştırılan bebeklerin öğürme refleksini aktif kullanarak kendilerini koruma becerilerinin geliştiğini belirtir. Bu çalışma BLW yöntemini kullanan bebeklerin, yiyecekleri kendi başlarına tutup ağızlarına götürdüğünde öğürme refleksini etkin bir şekilde kullandıklarını göstermiştir. Bu durum, bebeklerin yiyecekleri ağızlarından geri çıkarabilme becerilerini de geliştirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, çalışmada BLW yöntemi ile beslenen bebeklerin, öğürme reflekslerini kullanarak hava yollarını korumada daha başarılı oldukları belirtilmiştir. (A Baby-Led Approach to Eating Solids and Risk of Choking | Pediatrics | American Academy of Pediatrics)
Özetle bu dönemde ebeveynler ve bakım verenler, bebeklerin kendi hızlarında yemelerine izin vererek, öğürme refleksinin doğal bir şekilde (ve belki de daha hızlı) azalmasına yardımcı olabilir. Bu durum, bebeklerin oral motor becerilerinin gelişimine ve güvenli beslenme alışkanlıkları kazanmalarına destek olur.
9-12 Ay Arası:
Öğürme refleksi dilin arka kısmına yerleşir ve bebekler daha büyük parçalı yiyecekleri tolere edebilir hale gelir. (Bunu yapabilmeleri için 6-9 ay arasındaki dönemde bol bol kendi kendine yiyecekleri keşfetmiş olması beklenir.) Bu süreçte refleksin azalmasıyla birlikte yutma kontrolü artar.
*Ek Bir Bilgi: Hem Naylor & Marrow (2001) çalışması, hem de Brown'un (2018) çalışması bebeklerin öğürme refleksinin azalmasının, yeme becerilerinin gelişimiyle ilgili olduğunu vurgular.
Naylor & Marrow (2001): Bu çalışma, 9. aydan itibaren bebeklerin yutma reflekslerinde önemli bir olgunlaşma olduğunu ve bu dönemde daha karmaşık yiyeceklerin tanıtılabileceğini vurgular. Ancak bu dönemde de bebeklerin yiyecekleri çiğneme ve yutma becerilerini geliştirmeleri için desteğe ihtiyaç duyabileceği belirtilir.
Brown (2018): BLW yöntemi ile beslenen bebeklerin, geleneksel yöntemlerle beslenenlere kıyasla daha az öğürme yaşadıkları görülmüştür. Bunun nedeni, bebeklerin kendi hızlarında yemeye alışmaları ve yiyeceklerin dokusuna karşı daha duyarlı olabilmeleridir.
Özetle; bu dönemde bebeklere farklı dokular ve boyutlarda yiyecekler sunarak, onların çiğneme ve yutma becerileri desteklenebilir. Öğürme refleksi bu dönemde azalsa da, hala devrede olduğu için bebeklerin kendilerini koruma mekanizmaları aktif kalır.
12 Ay ve Üzeri:
1 yaşından sonra öğürme refleksi tamamen kaybolmaz, fakat daha az tetiklenir. Bebeklerin yeme becerileri daha stabil hale gelir. Bebekler artık daha geniş bir yiyecek yelpazesini tolere edebilir ve güvenle çiğneyip yutabilir.
* Ek Bir Bilgi:
D'Auria (2018): Bu incelemede, bebeklerin öğürme refleksinin azaldığı ancak gerektiğinde tetiklenmeye devam ettiği belirtilmiştir. Bu, bebeklerin farklı yiyecekler yerken güvenlik mekanizmalarının çalışmaya devam ettiğini gösterir. (Baby-led weaning: what a systematic review of the literature adds on - PMC)
Fangupo (2016): BLW yöntemini kullanan bebeklerin daha küçük yaşlardan itibaren farklı tat ve dokulara alıştığını ve bu alışkanlıkların 1 yaşından sonra daha çeşitlendirilmiş bir beslenme süreci için temel oluşturduğunu bulmuştur. (A Baby-Led Approach to Eating Solids and Risk of Choking | Pediatrics | American Academy of Pediatrics)
Özetle, bu dönemde bebeklerimize yetişkin beslenmesine benzer gıdalar ve yiyecekler sunarak daha bağımsız beslenme alışkanlıkları kazandırabiliriz. Ancak; sert ve kolayca boğaza kaçabilecek gıdalar sunarken dikkatli olunmalıdır.
Yiyecek Hazırlığında Dikkat Etmemiz Gerekenler
Bebeklerin güvenli bir şekilde yemek yiyebilmesi için yiyeceklerin doğru şekilde hazırlanması sadece boğaza kaçma riskini azaltmakla kalmaz; aynı zamanda bebeğin kendi kendine yeme becerilerinin gelişimine de katkı sağlar. Doğru doku, boyut ve formda yiyecekler sunmak, hem güvenli hem de eğlenceli bir beslenme deneyimi yaratır.
Aya Göre Yiyecek Hazırlığı
6-9 Ay: Bebeğimiz ek gıdalara henüz başlamıştır. Gıdaları yeni deneyimlemeye başlayan bebeğimizin gıdaları rahat tutabilmesi/kavrayabilmesi önemlidir. Bunun yanında bu gıdaların onun diş etleri ve damağı ile ezebileceği kadar yumuşak olması da gerekir. Bu dönemde sadece parmak gıda değil, aynı zamanda püre ve pütürlü kıvamdaki yiyecekleri de keşfetmeye başlaması dokunsal çeşitlilik sağlayacaktır.
Örneğin havuç veya balkabağı gibi sebzeleri 2 parmak kalınlığında ve bebeğimizin kavrayabileceği uzunlukta kestikten sonra buharda pişirebiliriz. Bu şekli bebeğimiz avuçlayarak daha rahat kavrar. Aynı zamanda bu sebzeler buharda piştiği için besin değeri olabildiğince korunur ve yapısı da yumuşar.

"Havucu nasıl hazırlayabiliriz?" in kısa videosu burada: Her Şeyi Yiyen Bebek (@herseyiyiyenbebek) • Instagram fotoğrafları ve videoları
Buharda pişirip yumuşatarak sunmamız gereken sebze ve meyveler için temelde yukardaki adımları izleyebiliriz.
Bunun haricinde (muz ve avokado gibi) daha yumuşak meyveleri direkt parmak gıda şeklinde bebeğimize sunabiliriz.
*Ek Bir Bilgi: Bu ay grubunda yiyeceklerin boyut ve yumuşaklığının boğaza kaçma riskini azaltmada etkili olduğu gözlenmiştir. (A Baby-Led Approach to Eating Solids and Risk of Choking | Pediatrics | American Academy of Pediatrics)
9-12 Ay: Bebekler artık gıdaları tutarak yeme becerilerini geliştirdikleri için, daha küçük parçaları kavrayabilecek zamana ortalama bu aylarda gelirler. Yine yumuşak yiyecekler hazırlayabiliriz. Fakat hep parmak gıda veya pütürlü dokuda sunmak yerine, artık şekilleri biraz daha farklılaştırabilir, örneğin küp küp (lokmalık) olarak da sunabiliriz.

*Ek Bir Bilgi: 9-12 ay arasında tipik gelişim gösteren bebeklerin yiyeceklerin dokusuna daha az hassas olduğu, fakat hala uygun boyutlarda sunulması gerektiği vurgulanmaktadır. (No difference in self-reported frequency of choking between infants introduced to solid foods using a baby-led weaning or traditional spoon-feeding approach - PubMed)
12 Ay ve Üzeri: Kendi kendine yeme becerisi artık iyice gelişmeye başlamış olan bebeğimize artık daha geniş bir yiyecek yelpazesi sunulabilir. Ancak yuvarlak, sert, kaygan veya fazla yapışkan yiyecekler hala dikkatle hazırlanmalıdır veya şekilleri ve yapıları modifiye edilmelidir.
Örneğin kiraz domatesler ve üzüm taneleri uzunlamasına 4'e kesilebilir. Ya da fındık ve badem gibi kuruyemişler toz haline getirilerek yemeklere eklenebilir (kuruyemişler alerjenliği yüksek gıdalardır).
*Ek Bir Bilgi: Bu dönemde bebeklerin yiyecekleri bağımsız yeme sürecinde keşfetmesinin güvenlik kadar özgüven gelişimi için de kritik olduğu belirtilmiştir (Baby-led weaning: transitioning to solid foods at the baby's own pace - PubMed).
Boğaza Kaçma Riski Yüksek Gıdalar

Boğaza kaçma riski yüksek birkaç yiyeceği belirtmek gerekirse:
Çiğ Sebzeler: Sert dokusu nedeniyle boğaza kaçma riski yüksektir. Miniğimiz istemediğimiz büyüklükte ya da küçüklükte bir parça koparabilir ve henüz yeme becerisi gelişmemiş dönemde ise boğazına ne yazık ki kaçabilir. Sert sebzelerin çoğunu genellikle buharda pişirerek yumuşatabiliyoruz.
Sert Meyveler: Elma ve sert armut gibi sert meyveler çiğneme ve yeme becerisi henüz gelişmemiş bebekler için tehlike oluşturabilir. Böyle meyveleri buharda veya fırında pişirerek ve devamında gerekiyorsa dokusunu da pütürlü ya da püre kıvamına getirerek bebeğimize sunabiliriz.
Kuruyemişler: Kuruyemişlerin çoğu yuvarlak, küçük ve sert yapılıdır. Özellikle leblebi ve fındık, hatta kajunun yuvarlak köşesi dikkat edilmesi gereken gıdalardandır. Kuruyemişler genel olarak güvenli bulunmaz, hatta birçok kuruluş 4-5 yaşa kadar kuruyemişleri bütün halde sunmayın diye uyarıda bulunur. Kuruyemişleri toz haline getirerek (rondoda iyice öğüttükten, içinde öğütülmemiş küçük parçalar kalmadığından emin olduktan sonra) bebeğimizin yiyeceklerine ekleyebiliriz.
Patlamış Mısır: Patlamış mısır pek çok çocuk oyun atölyesinde ya da doğum günü partilerinde çocuklara sunulan gıdalardan olsa da, aslında hem güvenli şekilde oturarak yenmesi gereken hem de yeme becerisi isteyen bir yiyecektir. Tek bir patlamış mısır tanesi ağızda azıcık yumuşadıktan sonra küçük bir topçuk haline gelir ve aslında artık şekil olarak leblebiden farksızdır. Ağız içinde hızlıca sert, yuvarlak ve kaygan bir yapıya dönüşür. Bu da boğaza kaçma riskini arttırır. Küçük ve patlayamamış mısır tanelerinden bahsetmedik bile henüz.
Sert Etler: Biftek parçası, zor çiğnene tavuk veya hindi eti gibi yiyecekler de boğaza kaçma riski yüksek gıdalardandır. Böyle etler iyi ve uzun çiğneme süresi ister, bu da gerçek bir yeme becerisi gerektirir. Yeme becerisi henüz gelişmemiş minikler bu sert ve küçük yiyecekleri ağız içinde manipüle etmesi zordur. Bu da ne yazık ki boğaza kaçma riskini arttırır.
*Ek Bir Bilgi: Yutkunma refleksinin gelişimine paralel olarak yiyecek dokularının da çeşitlendirilmesi gerektiği söylenmektedir. (The swallowing reflex and its significance as an airway defensive reflex - PubMed)
Yiyeceklerin doğru hazırlanması, sadece bebeğimizin güvenliği için değil, aynı zamanda yemek yeme sürecinden keyif alarak devam etmesi ve özgüven kazanması için de önemlidir. Eğlenceli ve güvenli bir beslenme süreci geçirmeniz dileğiyle :)
İlk Yardımı Bilmemiz Gerekiyor
Boğaza kaçma durumunda bilinçli bir şekilde müdahale etmek hayat kurtarıcı olabilir. Böyle bir durumla karşılaşma ihtimalimiz ne yazık ki hep olabilir. Fakat biz ne yapacağımızı bilirsek, rahatlarız. Süreçte ne yapacağımızı bilmek ve sakin kalmak, miniğimize de yardım edebilmemiz için gerekli.
Bebeklerde Boğaza Kaçma / Boğulma Belirtileri Neler?
Bebeğimizde boğaza kaçma belirtilerini fark ettiğimizde hızla değerlendirme yapmalıyız. Boğaza kaçma sırasında aşağıdaki durumlar gözlenebilir:
- Sessizlik veya ses çıkaramama,
- Zorlanarak nefes alma veya hiç nefes alamama,
- Morarma, rengin mavi/mor renge dönmesi (özellikle dudaklar ve yüz bölgesinin)
- Panik halinde çırpınma
Müdahale Gerektiren Durumlar
Eğer bebek nefes alamıyor ve sessizse: Acil müdahale gerekir.
Eğer bebek öksürüyor veya ses çıkarmaya devam ediyorsa: Nefes borusunu temizleme çabası olabilir. Bu durumda müdahale etmeyip izlenmeye devam etmek gerekebilir. Fakat izlemeye devam etmek için durumun boğaza kaçma olmadığından emin olmak gerekir.
Bebekler İçin İlk Yardım Ve Müdahale Teknikleri
Bebekler ve küçük çocuklar için ilk yardım eğitimleri ve detaylı teknik bilgiler, eğitimleri veren ilgili resmi kuruluşlardan alınabilir. Buradaki bilgiler sadece ön bir bilgi amaçlıdır ve ilk yardım eğitimi almamız gereklidir.
1 yaş altı bebekler ve 1 yaş üstü minikler için ilk yardım müdahaleleri farklı şekilde yapılmalıdır.
Bebekler (1 Yaş Altı) İçin İlk Yardım
Sırt Vuruşları: Bebeği yüz üstü bir pozisyonda kolunuzun üzerine yerleştirin. Başını aşağı doğru eğin, böylece yer çekimi avantajını kullanabiliriz. Kürek kemiklerinin arasında 5 kez kuvvetli ve kontrollü bir şekilde vurun.

Göğüs Kompresyonları: Bebeği sırt üst pozisyonda kolunuzun üzerine alın. Başını ellerinizle destekleyin. Başı aşağı doğru eğimli olmalı. Göğüs kafesinin ortasına (meme uçlarının hemen altına) iki parmağınızı yerleştirin. İki parmağınızla 5 kez hafifçe bastırarak sıkıştırma yapın.

Tekrarlayın: Sırt vuruşları ve göğüs kompresyonlarını sırayla tekrarlayın. Yiyecek veya nesne çıkana kadar devam edin.

1 Yaş Üstü Bebekler İçin İlk Yardım
Heimlich Manevrası: Çocuğun arkasında durarak kollarınızı beline sarın. Bir elinizi yumruk yapın, diğer elinizle yumruğunuzu kavrayın. Göbek deliği ile göğüs kafesi arasına yerleştirip hızlı bir şekilde yukarı doğru bastırın. Bu hareketi yiyecek veya nesne çıkana kadar tekrarlayın.

Sırt Vuruşları: Çocuğu öne doğru eğin ve kürek kemiklerinin arasına kuvvetli bir şekilde 5 kez vurun.
Sıklıkla Yapılan Yanlışlar
Bebeğin ağzına parmak sokmak: Bu hareket nesnenin daha derine itilmesine sebep olabilir. Gerçekten deneyimli kişiler ne yaptığını bilerek bunu yapmalıdır.
Sakince doğru müdahale yapamamak: Sakin kalmak, paniklememek bebeğimizi/miniğimizi kurtarmak için en önemli adımdır. Bunun için de doğru ilk yardımı bilmek gerekir.
Yanlış teknik kullanmak: Bebekler ve çocuklar için farklı müdahale yöntemleri olduğunu unutmayın. Farklı yaş gruplarına farklı ilk yardım müdahaleleri gerekir ve bunları bilmek iyi bir fikirdir.
İlk Yardım Eğitimleri
CPR (Temel Yaşam Desteği) ve İlk Yardım kurslarına katılın. Bu eğitimler, birebirde öğrenmenizi sağlayarak doğru teknikleri uygulamanıza ve içinizin daha rahat etmesine yardımcı olacaktır.
Ek olarak yüksek kaliteli bir kuruluştan ilk yardım eğitimleri videoları izleyerek adımları önceden öğrenebilirsiniz.
Bebek ilk yardımı ve küçük çocuk ilk yardımı birbirinden farklı yaklaşımlar gerektiriyor. Özellikle bu iki ilk yardım müdahalesini ebeveynler olarak bizim bilmemiz çok önemli. Miniğimizin yaşadığı şeyi ilk birkaç saniye içinde hemen fark edersek, yani öğürme mi yaşıyor yoksa boğaza kaçma durumu mu var bunun ayrımını yapabilirsek; devamında ilk yardım uygulamamız gerekiyorsa hemen o aşamaya rahatça geçebilmemiz gerekiyor.
İlk yardım sadece ek gıda dönemi için değil, gün içinde bizim fark etmediğimiz bir anda ağzına küçük ve sert bir nesne atan bebeğimizi kurtarmak için de gerekli. İhtiyacımız olan yeterli bilgiyi bilmek bizi ek gıda sürecinde rahatlatıyor. İlk yardım uygulamasını bilmek de bunlardan biri.